16 Aralık 2008 Salı


Bugün karman çorman bir gündü. İçimde bir ses durmaksızın konuştu. Ona dönüp "tu es bavarde (gevezesin)" dedim ama bunu dinlemedi sanıyorum. Sizin de içinizde bir yerin durmaksızın konuştuğu oluyor mu? Bazen ona sade bir sus demek istiyorum. Yarının değiştiri bu. İçimde konuşan tarafı fark ettiğim an sus komutunu vereceğim. Eleştirmek, analiz etmek, taktir etmek değil, sadece anı durdurmak. "sus".

Bugünün yeniliği sabah patatesli poğaçayı denemem (daha once yediklerim peynirliydi), mantarlı kaşarlı omletten yemem ve uzun zamandır ertelediğim ama kahve içme sözüm olan bir arkadaşımı telefonla arayıp kahve içmeye davet etmem oldu.

Yarın hepimiz için mutlu ve huzurlu olsun.. ah tabi bir de akılda kalıcı ve eğitici olsun...



3 yorum:

Hayati Kandiyoti dedi ki...

Bazen insanlar kontrolü yitirip de durmaksızın şikayet ettiklerinde, suratlarını pis bir yerlere asıp bağırıp çağırdıklarında ya da sadece durmaksızın içlerinde devinip dururken oraya buraya çarpıp bir "arka plan huzursuzluğuna" sebep olan bir köpekbalığı girmişse içlerine...
Kendi kendilerini durdurabiliyorlarsa bu iyidir,
Birileri, bir dost, bunu görüp de durdurmak için bir şeyler yapıyorsa bu şanslılık göstergesidir,

Fakat bir anda kaburgalarını çıtırdatacak kadar kocaman bir nefes alıp da "dur" derse insan kendisine ve o an hayatındaki sonsuz etkenden sıyrılıp, başka bir yere gitmeden, olduğu yerde "huzur"u yakalayabilirse; sanırım bu en iyisidir. Peki, bu nasıl yapılır?..

Tabi ki kurabiye yiyerek.

cansu dedi ki...

hmm.. ama neli kurabiye olduğu ayrı bir tartışma konusu. Neli kurabiye mesela? :))

Hayati Kandiyoti dedi ki...

Portakal kabuğu - çikolata - tarçın.

Kutsal alyans.



(Bu arada kalsiyum sandoz bir çeşit kalitesiz fanta gibi. Her içişimde "bıyykkk" olurum.) (Ama o diğer yazıdaydı...) :)