26 Kasım 2018 Pazartesi

Gözümü açtım. yanımdaydın. Herşey öylece olması gerektiği gibiydi. Sen akarsular kadar sakin ve temizdin. Öyle beyazdın ki, her an açılıyordu rengim. Sana baka baka beyazlıyordu gönlüm. Seninle yıllar geçirmiştik. Hiç bir anına yansımadı pişmanlığım. Sen içimi anlayıverirdin. Huzusuzlanırdım bazen, önüme koyduğun çaya sevgini koyardın.

Bir ağaca bakardık beraber. Uzun uzun ağaçlara, kuşlara ve birbirimize bakardık. Hafifti seni sevmek. Ben bir erkeği sevmeyi senden öğrendim.

Çocuksuluğumu kırmadan bir kadın olabilmek.

Seni insanlığa olan umudundan sevdim.  Küçücük şeyleri paylaşabilme cesaretinden sevdim. Dişil inceliğine aşık oldum. Ben seni adamlığından sevdim.

Güneş enerjisi ile çalışan çocuklarız biz.
Çağdaşlık ithal etmek için
Nisanda kar yağan ülkere göçtük
lime lime edecekti bu yolculuk beni
içinde tutunduğum ne varsa bir bir ezecekti
otutup izleyecektim içimdeki bir çocuğun nasıl bir canavara dönüştüğünü
artık olanların iyi taraflarını göremediğini
öfkenin oluk oluk akageldiğini
artık o masum kurdeleli kız olamadığımı
kulağımın, bacağımın ve kalbimin ağrıdığını
icimdeki erkegin agladigini

yüreğim o kadar dağlandı ki, ben artık ben değilim. Başka biri oldum
daha oturaklı
daha az neşeli
daha dikkatli
daha şüpheci

başka biri oldum.
bedenim aşağı yukarı aynı kalırken ben nasıl böyle değiştim
sol yanımda başka bir kalp taşıyorum sanki
daha mangal yürekli
daha az sevecen
daha savaşçı

bu kadar delikanlılığın içine sığıveren gözyaşlarım peki
onları ne yapmalı
gözyaşlarım ki
sevginin kokusunu duyunca çağlayanlar gibi akıveren


Sana yanaklarına değmeden çok önce aşık oldum
Bir çiçeği sevişine
Bir kuşu öpüşüne
Bir kadını yerinde hissettirişine
Bir anneyi gülümsetişine
Zeytinyağlı yemeğin nerede yeneceğini bilişine aşık oldum.

Içimde bir rüzgar esiyor,
Tertemiz perdeler gibi salınıyorum
Eteklerim zilli

Üzerimde bembeyaz bir elbise
Aklım fikrim senin gozlerin

Ben o adaya
Ve kendi içimdeki binlerce adaya
Yüzerek geliyorum
Her kulaç ömrümdeki bir yıl
Genzime kaçan tuzlu sulara,
Kramp giren kaslarıma inat
Denizin koynunda sırt üstü dinleniyorum


Bir baharla sana geliyorum
Dünyaya gelişim gibi


Gönlüne giriyorum


Senden ayrildigimdan beri
Icimden yollar geciyor
Bir yaprak gibi savriluyorum
Batiya, daha da batiya

En icimdeki kusurum
En icimdeki acim
En icimdeki huzursuzlugum
Kendime batiyor.

Denizdeki gibi degil hayattaki dalgalar
Izleri kaliyor



Iste sonra, bir ruzgar gelir sacini basini dagitir. seni alir gumusluge birakir. gulumseyerek gecersin o gecitten. solunda plastikten kolluklar satan - aslinda ne bulduysa satan o bakkal, solunda taze kurabiyeler yapan firin. Senin ustun basin tuz ve umut. Hersey, herkes sakin ve mutlu. Icinde bikinin, uzerinde yazlik elbisen, ucus ucus. Kocaman bir canta sirtinda, basinda gozluk. Parmak arasi terliklerin. Bileginde az onceki saticidan aldigin seramik balik. Kulaginda tam da yazlik  bir sarki. Bir yerde durup kabak cicegi dolmasi yersin. Sonra kahveye gider bir orta sekerli soylersin. Kahveyi icerken aklin sakizli dondurmadadir. Tavsan adasina olmayan tavsanlari sayalim. Merak ve uyku ayni anda gelsin yanimiza. Sakizli dondurmamizdaki sakiz gibi uzasin bitmemis iliskiler. Olsun. Biraz daha yurur sonra denize gireriz. Biz hep gunun sonunda denize girenlerdeniz.


Sevdiğim bir sürü kadının saçı kırmızıydı
Sevdiğim bir kadın olmaya karar verdim